Örneğin
Kalp, karaciğer, böbrek, akciğer vb diğer iç organlarımız merkezi
sistemden bir emir beklemeden gerekli durumlarda ve diğer organlarla
belli bir koordinasyon içinde sürekli olarak çalışmalarına devam
ederler (LAN). Eğer sistemde tanımlı ya da tanımsız bir hata
olursa (doku bozulması, dış müdahale, çevresel etkiler, genetik
nedenlere bağlı bozulmalar sonucu oluşan dejenerasyonlar, enfeksiyon
ve virütik etkiler,vb ) bu durum beyin tarafından çoğu kez sistem
hatası olarak (error) algılanır ve ağrı, ateş, baş dönmesi,
şuur kaybı, titreme vb tepki mesajlarına paralel olarak geçici
fonksiyon bozukluğu ve/veya hastalık olarak tanımlanır (displey
edilir).
Bunlar dışında iç organlarımız kadar hayati olmasada bazı organlarımız
vardır ki herhangi birinin yokluğunda bile yaşantımız büyük
oranda imkansızlaşır ve hayat kalitemiz bozulur. Bu önemli organlarımıza
beş duyumuzu oluşturan "Görme koklama, işitme, tadalma
ve dokunma" fonksiyonlarımız ve İskelet kas ve eklemlerden
oluşan hareket sistemimiz örnek verilebilir. Bu organlarımızdan
özellikle görme ve işitme fonksiyonlarımızı ve hareket sistemimizi
beynimizin ilgili fonksiyonlarıyla birlikte basit bir örnek
içinde ele alarak günümüzün test, ölçüm ve otomasyon teknolojileriyle
benzeşimi tanımlanabilir.
Özet olarak sözü edilen bu organlarımızla günümüzün PC tabanlı
test ve otomasyon teknolojileri arasında sınırlı da olsa benzeşim
ve bağıntı bulabilmek mümkündür. Görme fonksiyonumuz yapay görme
ya da Makina görme (Machine vision) diye tanımlanan kontrol
sistemiyle; işitme fonksiyonumuz akustik analizle ve hareket
sistemimizde çok eksenli servo ya da step motorlu hareket kontrol
sistemiyle ve nihayet beynimizin fonksiyonları ise bilgisayarın
bugün ulaştığı işlevsel özelliklerle büyük oranda benzeşim içindedir.
Örneğin İnsan gözü belli bir ışık değeri altında ve daha önceden
öğrenilmiş olan objeleri tanımlar. (Genetik bilgi aktarım zinciri
konu dışı tutulmaktadır) Objelerden gelen renk ve geometrik
bilgiler ışık demeti olarak gözümüzün merceğinden geçerken ayni
anda göz kapağımızında katkısıyla iris tarafından ışık şiddeti
ayarlanır ve gelen görüntü göz merceği tarafından netleştirilerek
retina üzerindeki sarı leke üzerine odaklanır. Burada bulunan
sinir uçları tarafından alınan görüntü beynimizin görme merkezine
ulaştırılır. Görüntüsü algılanan bu cismin ayni anda çıkarttığı
gürültünün belli frekanstaki ses dalga karakteristiğinin yayılımı,
kulak kepçesi tarafından toplanarak kulak zarının yeterince
(!) titreşebilmesi için yükseltilir ve kulak içine gönderilir.
Bu ses dalgası titreşen kulak zarına bağlı örs, özengi ve çekiç
kemikleri tarafından iç kulaktaki salyangoza ulaştırılır. Burada
bulunan sinir uçları tarafından algılanan ses dalgaları sinirler
vasıtasıyla beyindeki ilgili bölüme ulaştırılır.
Gerçek zamanlı olarak ve çoklu işlem kabiliyetine sahip beynimiz
tarafından algılanan ve daha önceden tanımlanmış ya da öğrenilmiş
bu obje ve ses bilgisi beynin zeka ve hafıza bileşenleri tarafından
karşılaştırılır. Bir yığın karmaşık işlemler sonucunda hızla
yorumlanan bu bilgiler <gerektiriyorsa > reaksiyon olarak
ifade edilerek ilgili eklem ve kaslara sinir sistemi yoluyla
uyarı bilgisi (çıktı) gönderilir ve gerçek zamanlı olarak gerekli
organlar için belirlenen eksenlerde hareket ve/veya farklı diğer
tepkiler ( terleme, istem dışı reaksiyonlar vb) sağlanır...
Varsayıma dayalı bu seneryo, 'Klakson çalarak hızla üstümüze
gelen bir arabayı fark ettiğimiz sırada korkarak hızla kenara
zıplama' tepkisinin teknolojik benzeşim açısından kısa hikayesi
olarak tanımlanabilir
Gözümüzdeki irisin ışık filtresine, sarı lekenin CCD ye, kulak
kepçesinin yönlendirilmiş çanak antene kulak zarının mikrofona,
salyangozun ses filtresine; kol, bacak, boyun ve diğer kasların
step ya da servo motora; göz kapağı, parmak ve diğer eklemlerin

aktüatörlere
benzetilmesi pek de yanlış sayılmaz. Bir diğer tanımlamayla
vucudumuzdaki göz ve kulağımız endüstride sensor (transducer)
olarak tanımlanabilir. Öte yandan <beynimizin bu kısa ve
sınırlı benzetmedeki> fonksiyonları ise Günümüz PC teknolojisinin
standart fonksiyonları olan CPU, ROM, RAM, HDD ve nihayet Frame
Grabber ve DAC donanımlarına ve bunlara paralel olarak analiz
ve proses yazılımına benzetilmesi mümkündür.
Öte yandan genel tanımıyla Otomasyon nedir? sorusuna kısa ya
da uzun pekçok ifade kullanılabilir. Günümüzde en çok kullanılan
kelimelerden biri haline gelen otomasyon kavramı çeşitli biçimlerde
ifade edilmektedir. Bu tanımlamaların en anlaşılır ve kısa olanını
Meydan Larusse'dan alıntı yaparak ve yorumsuz olarak aktaralım.
Otomasyon: Endüstriyel, tarımsal, idari ve bilimsel işlerin
yürütülmesinde insan müdahalesinin bir ölçüde veya tamamen ortadan
kaldırılması; otomatikleştirme işlemi. Basit bir fırının sıcaklığının
denetlenmesi ve işlem evrelerinin devreye konulması gibi yalın
işlemlerden bir kimyasal prosesin bilgisayarla yürütülmesi gibi
karmaşık işlemlere kadar pekçok konuda otomasyondan yararlanılmaktadır.
Otomasyon, genel olarak tasarlanan sürecin yeniden elden geçirilmesi
ve edinilmiş alışkanlıklarla geleneksel çözümlerin birlikte
yardımını gerektirir. Algılayıcılar, koşullayıcılar, yükselteçler,
düzenleyiciler, bilgi kaynakları ve nihayet bilgisayarlı ekipmanlar
veya bilgisayarın bizzat kendisidir.